Doruksat Uyduforum width=  

Geri Git   Doruksat Uyduforum >
--=GÜNLÜK HAYAT & KÜLTÜR - EDEBİYAT - SİNEMA - TARİH=--
> Hayatımızın Güzellikleri > Kadınca
Albümler Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

PROGRAM ARŞİVİ BÖLÜMÜMÜZDE YAYINLANAN PROGRAMLARIN TÜMÜ TANITIM AMAÇLI OLUP FREEWARE YADA PROGRAM SAHİPLERİNİN İNTERNET ÜZERİNDEN YAYINLADIĞI DEMOLARIDIR. BU NEDENLE FORUMUMUZDA SERİAL CRACK VS YASAKTIR. FULL KULLANMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN SATIN ALINIZ !!!

ÖNEMLİ = TÜRKİYE DE BULUNAN ŞİFRELİ DİGİTAL YAYINLARIN İLLEGAL İZLENMESİNE YÖNELİK MESAJ YAZMAK DOSYA YAYINLAMAK VEYA ŞİFRE VERMEK YASAKTIR. AKSİNİ YAPAN ÜYELERİMİZ UYARILACAK VE MESAJI SİLİNECEKTİR !!!



Yanıtla
LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Okunmamış 06-02-2006, 21:01   #1 (permalink)
Elektronikçi
 
stelyo kullanıcısının avatarı
Giriş: 28 Jan 2005
Konum: Kuşadası
Yaş: 39
Mesaj: 9,289
Varsayılan Sevgi , Güven , Ihanet


Sevgi ve güven insan ilişkilerinde sağlıklı gelişmenin temel taşıdır. Sevgi, insan ruhuna derinlik katan, hayatımıza anlam veren, insanı birbirine harmoni ile bağlayan en büyük güçtür. Her insan yaşama gücünü sevdiği insanlardan alır ve sevdiği insanlara yürekten bağlıdır.


Hayatımız boyunca bize güç veren, sevgi ve güven veren insanları kalbimizde taşırız. Hayat hikâyemiz nasıl olursa olsun, üzerinde yürüdüğümüz zemin, geçmişimizde yaşadığımız güzel anılardan, iyi insan ilişkilerinden, olumlu gelişmelerden oluşur. Sevgi bağı insanları her zaman her yerde otomatikman birbirine bağlamaz. Temeli sağlam olan bir ev ve bakımlı bir bahçe gibi sevgi bağı sürekli bakım isteyen bir şeydir.

Bir eve veya bahçeye bakılmadığı takdirde, o ev bir gün içinde oturulamayacak duruma gelir, o bahçede bir gün yabani ottan başka hiçbir şey yetişmez. İnsan ilişkileri de sürekli bakım ister. Aile ilişkilerimiz, akraba ve arkadaş ilişkilerimiz sürekli bir gelişim içindedir. Bazen karabulutlar ve fırtınalar eser, bazen durgun sularda dinleniriz.

Damlaya damlaya göl olan duygular bazen sel olup, akmak ister. Önceden önü kesilen kızgınlık ve dargınlıklar bir an gelir taşmak ister. Ancak her fırtına yerini bir sakinliğe bırakmak zorundadır. Böyle fırtınalardan sonra önem verdiğimiz üzerine titrediğimiz birçok şey porselen tabak gibi kırıldığı zaman ve geride hiçbir şey kalmadığı zaman ilişkimiz artık sona ermiş demektir.

Kendi kendini sevmeyen bir insan başka bir insanı sevemez. Kalbi uçsuz bucaksız bir çöl gibi susuz kalmış biri çevresindeki insanlara sevgi ile yaklaşamaz ve hiçbir zaman mutlu olamaz. Mutlu olmanın bir yolu, insanın elindeki şeylerle yetinmesini bilmesidir. Eşine, çocuğuna, komşusuna, akrabasına sevgiyle, güvenle, sorumlulukla yaklaşan, kendine ve başkasına değer veren, kıskançlık ve fesatlık taşımayan, ideal değerleri ve ahlak kurallarını çiğnemeyen, çok az insan vardır.

Ama huzursuz yaşayan, mutlu bir gün görmeyen insana her yerde rastlamak mümkün. Yıllarca kavga gürültü içinde yaşayan sayısız aile ve huzursuzluk içinde büyüyen yüz binlerce çocuk görürüz. Birbirini sevmeyen, birbirinden nefret eden, ama ayrı yaşamaya cesareti olmayan kaç milyon insan vardır, acaba?

Huzurlu bir aile görebilmek için eski Yunan Filozofu Sokrates’in yaptığı gibi gündüz eline fener alıp, tek tek insanların gözüne tutmak gerek. Sokrates, güpegündüz insanlara fener tutup: ‘Ben bir insan arıyorum!’ demiş. Biz de aynı şekilde ‘Huzurlu bir aile arıyoruz!’ diyebiliriz.

İhanet ise her köşede mevcut. Ailesine sırtını çeviren gençler, eşini aldatan erkekler, kadınlar, akrabasını, komşusunu, aile dostunu yaralayan fesat düşünceli bir yığın insan tanırız.

İhanet eden kişi, kendi kişiliğine baltayı vurduğunu, kendi geçmişine bir çizgi çizdiğini göremez çoğu zaman. Eşini aldatan, ailesine ihanet eden kişi genellikle ödediği faturayı görmez, ruhunda oluşan kesikliği, bağımsızlığı ile örtbas etmeye çalışır. Halbuki dış ihanet, her zaman bir iç ihanetin son noktasıdır. İhanetin sinsiliği, bir insanın hayatına aniden beklenmedik bir anda girmesidir.

Birkaç gün önce son derece normal yaşayan bir aile düzenine yıldırım gibi iner ihanet. ‘Eşim beni aldatıyormuş!’ diyen bir kadının, o haberi aldığı günden itibaren kocasına karşı duyduğu bütün sevgi temelinden sarsılır. İhanet, açıkça yaşanan bir kavga değil, sinsice gelişen bir tehlikedir. İhanete uğrayan insan güvenini yitirir, bir an önce son derece normal görünen hayatı altüst olur. Yıllarca hissedilen sevgi, ilişki havada parçalanır. İhanet ve tekrar tekrar yaşanan aldatmacalar bazen bir insanı çılgınlığa kadar sürükler.

İhanete uğrayan insan kendini çırılçıplak hisseder ve içinde bulunduğu durumdan utanır. Eşine karşı hissettiği bütün sevgi bir anda çıkarılmış bir manto gibi üşütür. Sosyal yaşantıda milletin ağzına sakız olur bütün aile yaşamı. Sevgi direği ile beraber ailenin “onuru” ve “şerefi” yıkılır. Ve bir aile düzeni yıkıldığı zaman o düzenle birlikte bir yığın rüya yıkılır. Yeniden vatanını terk etmiş bir insan gibi yeni diyarlarda hayata başlamak gerekir. Bazı insanlar yepyeni bir hayata adım atmasını başarır, bazıları ise kara geçmişlerine gömerler bütün enerjilerini.

Aile düzeni yıkılan insanlara tavsiyem:

İnsan, yıkılan köprüler karşısında hiçbir zaman yaşama gücünü yitirmemeli. İnsan yaşadığı sürece her an ve her gün değişim içindedir. Bir köprü yıkılırsa, bir başka köprü kurabilmeli. Her insan hayatında bir yığın köprü kurar ve yıkar. Ancak, yıkılan her köprü kesilmiş bir damar gibi kanar bir süre. Zamanla yaralar sarılır ve belki bir gün hiçbir iz kalmaz.

Nasıl ki bir deprem sonrası oluşan harabeleri tek tek kaldırmak gerekiyorsa, kritik bir olay yaşadığımız zaman, benliğimizin içindeki kuvvete erişebilmek için, çok derin kazmamız lazım. Geçmişte yaşanmış kötü olayları ancak ve ancak benliğimize kayıtlı kudretle yenebilir, kendi “iç gücümüzle” aşabiliriz.

Her yetişkin insan, içinde bir ‘çocuk ruhu’ taşır. Bu çocuk ruhu insana gerçek yaşama gücü ve yaşama sevinci veren en derin kaynaktır. Ne zamanki isteyerek ve severek yaşarsak, içimizdeki o çocuk ruhu canlanır.

Önemli olan, bu çocuk ruhunu şimdiki zamanda yaşatmaktır. Her iki ayağıyla şimdiki zamanda yürümek, görmek, tatmak, duymak, hissetmek gerekir her şeyi. Sürekli geçmiş ile uğraşmak, geçmiş şeylere üzülmek veya sürekli geleceği hayal etmek insanın yolunu şaşırtır. Hayat her zaman şimdiki zamanda yaşanır. Hayatı sorunlu geçen insan, hayattaki yerini alabilmek için, geçmişin zincirlerini kırmak zorundadır.

Gerçek anlamda sevgi hiçbir zaman tek bir insana karşı duyulan sevgi değildir. Amerikan Psikologu Erich fromm ‘sevgi bir sanattır, bir kabiliyettir’ der. Bu kabiliyet her şeye ruhumuzun gücü ile yansır. Sevgi derken: Tanrı sevgisi, anne baba sevgisi, kardeş sevgisi, tabiat sevgisi, hayvan sevgisi, kadın erkek sevgisi, akraba sevgisi, arkadaş sevgisi v.s... İnsan bir başka insanı gerçekten sevdiği zaman, onunla birlikte tüm insanları, tüm dünyayı ve bütün hayatı sever. Mesela birine aşık olunca bütün şehir insanın gözünde bir cennete döner. Veya tersi olduğunda, birinden ayrılınca, bütün dünya insana zindan olur.

Leyla ile Mecnun’un hikâyesini herkes tanır. Gelmiş geçmiş en deli aşk hikayesinde Mecnun, Leyla’sına tapar. Kendisine sorarlar: “Mecnun senin Leyla’nın neyi seni o kadar etkiliyor. O kadar ahım şahım bir güzelliği yok ki Leyla’nın!” Mecnun da: ‘Ey Gafiller, Siz benim gönlümdeki Leyla’yı bilemezsiniz! Benim gönlümdeki Leyla yerlere ve göklere sığmaz!” der.

Gerçek anlamda sevgi/aşk yerlere ve göklere sığmaz. Sevgi verilince tek büyüyen şeydir, çünkü. Yüreğiniz her zaman sevgi ile çarpsın....


__________________


Bizim işimiz rekorlara imza atmak.
stelyo Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
 

Okunmamış 06-02-2006, 23:55   #2 (permalink)
Emektar Üye
 
çapari kullanıcısının avatarı
Giriş: 28 Jan 2006
Mesaj: 1,407
Varsayılan

sevginin temelinde sadakat vardır. İNSAN ALDATILINCA DÜNYA ÜZERİNE YIKILIR . YANİ DERİN BİR KUYU İÇİNE GÖMÜLÜR .İHANET ÇOK ACIDIR . İNSANIN CANINI YAKAR .SEVEN İNSAN ŞEYTANA UYUP İHANET ETMEZ .SEVEN İNSAN SEVDİĞİNİ KİMSEYLE PAYLAŞAMAZ . BU KONU HAKKINDA DAHA DESTAN YAZILIR . GÜZEL BİR KONUYA DEYİNMİŞSİNNNNNNNNNN
TEŞEKKURLERRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR


çapari Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2 Şuan Saat 11:57.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 PL2
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386