Doruksat Uyduforum width=  

Geri Git   Doruksat Uyduforum >
--=DİNİ VE SOSYAL HAYAT - MUHABBET - İŞ HAYATI=--
> Dinî ve Sosyal Hayat /Muhabbet /Genel > Dini Hikayeler
Albümler Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

PROGRAM ARŞİVİ BÖLÜMÜMÜZDE YAYINLANAN PROGRAMLARIN TÜMÜ TANITIM AMAÇLI OLUP FREEWARE YADA PROGRAM SAHİPLERİNİN İNTERNET ÜZERİNDEN YAYINLADIĞI DEMOLARIDIR. BU NEDENLE FORUMUMUZDA SERİAL CRACK VS YASAKTIR. FULL KULLANMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN SATIN ALINIZ !!!

ÖNEMLİ = TÜRKİYE DE BULUNAN ŞİFRELİ DİGİTAL YAYINLARIN İLLEGAL İZLENMESİNE YÖNELİK MESAJ YAZMAK DOSYA YAYINLAMAK VEYA ŞİFRE VERMEK YASAKTIR. AKSİNİ YAPAN ÜYELERİMİZ UYARILACAK VE MESAJI SİLİNECEKTİR !!!



Yanıtla
LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Okunmamış 09-07-2014, 10:01   #1 (permalink)
Administrator
 
Kalender39 kullanıcısının avatarı
Giriş: 06 May 2009
Yaş: 47
Mesaj: 18,986
Icon Wink Bir abone hatırası


Bir abone hatırası

Gazetemizi tanıtmak maksadıyla bazen arkadaşlarımızla abone çalışmasına çıkıyoruz. Her çıkışımda, “Allahü teâlânın rızasına uygun hareket etmeye ve büyüklerimizin vermiş olduğu bu kıymetli vazife için söz dinleyenlerden olmak saadetine kavuşmaya” diye niyet ediyorum. Neticede nasibi olanlara vesile olmak için bütün esnafı ziyaret ediyoruz. O gün ofis elemanlarımızdan Hüsnü abi ile birlikte çalışıyorduk. Elimizdeki, üzerinde İhlâs Mağazası yazan poşetlerin içinde, ilmihal, takvim, Evliya zatların hayatlarını anlatan filmlerin DVD’leri, kitaplar vardı. Bunları abone olanlara hediye ettiğimizi söyleyerek, abone kaydı yapıyorduk.

Hava hafif yağmurluydu ve önümüze su bayiliği yapan bir dükkân geldi. Selam verip dükkâna girdik. Masa başında oturan adam, yerinden hışımla kalktı ve elimizdeki poşetlere bakıp:
— İhlâs’tan mı geliyorsunuz? Bu dükkâna İhlâs’ın İ’si dahi giremez. Çıkın gidin, yoksa zorla çıkarırım.
— Beyefendi bir çayınızı içip gitsek nasıl olur?
— Çayınızı için; ama İhlâs’tan tek bir kelime bahsetmeyin, ona göre!
— Tamam, o zaman size bir takvim hediye ederiz, herhalde kabul edersiniz.
— Ne takvimi, İhlâs’ın mı? Üzerinde İhlâs mı yazıyor?

Dağıttığımız takvimler, her ne kadar Türkiye gazetesinin yani İhlâs’ın takvimi iseler de, bastırdığı takvimlerin önemli bir kısmını abone çalışmalarında kullanmamıza izin veren bir firmaya aitti. Bunu bildiğim için:
— Bakalım üzerinde ne yazıyor? Abi bak, Feza yazıyor, İhlâs yazmıyor, bir de sen bak istersen.
— Kartonu bırak, takvimin içinde ne yazıyor, ona bakmak lazım.
— Tamam abi, anlaştık, hemen takvimin içine bakıyoruz, bakalım içinde neler yazıyor?

Oturduğum andan itibaren, kontrolün benden çıktığının farkına varmaya başlamıştım. Sadece neticenin nereye varacağını merak ediyor, nefsimin devreye girmemesine gayret gösteriyordum.
— Abi bak, öylesine bir sayfayı açalım, istersen kendin rasgele bir sayfa aç ve beraber okuyalım, müsaade eder misin?
— Tamam; ama bak baştan söyledim, ihlâs dediğin anda kovarım.
— Peki abi, kendin aç!

Takvimin herhangi bir sayfasını açınca bir de ne göreyim, “Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki...” diye başlayan bir yazı çıktı karşıma. İşte o anda, kontrolün benimle hiçbir alakası olmadığını tamamen anlamış oldum. Kendi kendime, bu durumun feyz ve bereketinden inşallah biz de nasipleniriz diye düşündüm.
— Abi bu, “hikmet ehli zatlar” kimlere deniyor biliyor musun?
— Yok, hayır bilmiyorum.
— Hikmet ehli zatlar, Allahü teâlânın sevdiği, seçtiği ve kullarına beğendiği işleri yaptırsın diye gönderdiği, evliya dediğimiz, sözü dinde geçerli olan âlim zatlar demektir.
— Tamam, anladım, ne buyuruyorlar?
— O zaman okuyorum, beraber dinleyelim:
“Eğer bir insanın terbiye edicisi olmazsa, terbiye nedir bilmez. Bir hayvan evcilleştirilmezse evcil hayvan olmaz. İnsan kendi kendine güzel ahlaklı olamaz. Güzel ahlakın ne olduğunu bilmez ki olabilsin…”

Sohbetin geneli kızmamak, öfkelenmemek ve haklı da olunsa kalp kırmamakla alakalıydı. “Bir müslümanı incitmek, kalbini kırmak, Kâbe’yi 70 kere yıkmaktan daha büyük günahtır” hadis-i şerifi esnaf kardeşimizin çok etkilenmesine sebep oldu.

Sohbetin son kısmı şu şekilde bitiyordu; “Kimseye iyilik yapmak mecburiyetinde değiliz, ister yaparız, ister yapmayız; ama kötülük yapmamaya mecburuz. Neden bu iyiliği yapmadın demezler; ama neden bu kötülüğü yaptın diye hesap sorarlar.”

Sonradan isminin Müjdat olduğunu öğrendiğimiz esnaf, başladı kırgınlığını izah etmeye. Ancak bir şey dikkatimi çekti, kırgınlığı tamamen güven duygularını istismar ettiğine inandığı kişilereydi. Neticede, her kurumda böyle kimseler olabilirdi. Müessesemizin yapısına ve hizmet anlayışına en ufak bir muhalefeti yoktu. Ancak şirketlerimizden biriyle yapmış olduğu ticari işlerde, görmüş olduğu zarar ve karşılaştığı muamele neticesinde aralıksız 10 sene devam ettiği gazetemiz aboneliğine son vermiş. Bir daha da benim kapımdan İhlâs’ın ne gazetesi, ne de herhangi bir iş ve hizmeti giremez demiş.

Ona dedim ki:
— Gel, pire için yorgan yakma. Bizler gelip geçiciyiz; ama bu camia inşallah kıyamete kadar devam edecek. Devam ettiği sürece de, Allahü teâlânın dinini, sevdiklerini anlatmaktan ve bu anlatılanları da daha çok insanın duymasını, istifade etmesini sağlamak için çalışmaktan imtina etmeyecek.

O sırada da öyle bir sağanak yağmur başladı ki, tam rahmet-i ilahi. Bir müddet birlikte yağmuru seyrettikten sonra:
— Bu yağmurun nasıl rahmet ve gerçek olduğuna inanıyorsan, bu kurumun da dürüst ve güvenilir olduğuna, üzerinde hakkı olan kişiyle helalleşmek için bütün imkânlarını kullandığına ve sonuna kadar da kullanacağına inanman gerekir.
— Benim aslında kuruma sözüm yok. Gecikmeyle de olsa benim herhangi bir alacağım kalmadı. Bir tek, şimdi isimlerini bile hatırlamadığım kişilerin yaptıkları aklıma geldikçe kızgınlığım devam ediyor. Ben şimdi tekrar abone olursam, kendime ihanet etmiş olurum; çünkü yemin etmedim; ama almam, aldırmam dedim. Beni anlayın lütfen!
— Şimdi abi, gel şu gazetenin içine beraber bakalım, neler yazıyor? Bak bu gazetenin başladığı günden bugüne, aksatmadan yazdığı büyük zatlar var. Hani dedik ya, hikmet ehli zatlar... Mesela bugünkü gazetede, bak, İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdikleri, Evliya zatların menkıbeleri ve sual soranların cevaplarını yazıyor. Bu güzel bilgileri kim öğrenmek istemez?
— O arkadaşların yaptıkları kötülük yüzünden gönlüm istemiyor.
— Ya Müjdat abi, sen temiz bir insansın, onun için bu kadar sözü uzattık, hakkını helal et! O zaman, bırak şu nefsin sana verdiği inadı! Bak buraya gelen biziz; ama sana bizi gönderen Allahü teâlâdır. Kim bilir, belki de bundan sonra gazetede okuyacak olduğun bilgiler senin kurtuluşuna vesile olacak. Şu DVD’lerini verdiğimiz zatlar da, kendilerini sevenlere ahirette şefaat edecekler. Bu sence az bir nimet mi?
— Az bir nimet olur mu, tabii ki büyük devlet! Ama bilmem ki ne yapsam, kafam karıştı.
— Abi, düşünmeye gerek yok. Bak senin de çok vaktini aldık, bizim daha uğrayacak yerlerimiz var. Bu ilmihal, DVD, takvim ve kitaplar sana hediyemiz. Sen sadece bunları oku, seyret, bize de dua et! Diğer meseleler de hatırına gelirse, üstünde durma, at arkaya! Ahirette kazanan sen olursun. Eden kendine eder.

Karşılıklı helalleştik, kucaklaşıp abone kaydı için kartını aldık. Hediyeleri bıraktıktan sonra dışarı çıktık. Yağmurun şiddeti azalmıştı. Yanımdaki Hüsnü abiye dedim ki;
— Hüsnü abi, epey zaman kaybettik; ama boşa kürek de sallamadık değil mi?
— Mehmet abi, bu, en az on yirmi aboneye bedel…
— Orada konuşan bizdik belki; ama aboneyi yapan büyüklerimiz idi. Allahü teâlâ bizleri inşallah onların güvenlerine ve sevgilerine layık eyler. O zaman işimiz çok kolay. Bizi bize bırakmazlar, az önce gördüğün gibi. Yoksa bize kalsa ne olurdu sence?
— Abi, kesin dayak yer öyle çıkardık oradan. Adam nasıl öfkeli ve dövecek gibiydi, resmen kuzu oldu. Benim asıl dikkatimi çeken ve hâlâ etkisinde kaldığım bir husus var. Sen orada takvimin sayfasını açarken rasgele açtın, ben şahidim. Yani demek istediğim, açtığın sayfada yemek tarifi de çıkabilirdi. Üstelik çıkan yazı, herhangi konuda da değil, bizzat bizim içine düştüğümüz durumla alakalıydı. Adam çok öfkeli ve laf dinlemeyecek gibiydi. Ama bu sohbet adamı resmen kuzuya çevirdi. Şimdi Mehmet abi, bu olay bize anlatılsa o kadar etkilenmezdim; ama bunu bizzat yaşamak bana çok tesir etti. Gazetemizin ve takvimimizin kıymetini daha iyi anladım.
— Sahip olduğumuz nimetlerin kıymetini ne kadar bilir ve şükrünü de o derece eda edersek, Allahü teâlâ inşallah bizlere nice güzellikler yaşatır.
Allahü teâlâya sonsuz şükürler olsun. Allahü teâlâ büyüklerimize sıhhat ve afiyetler versin. Bizleri de sevgilerine ve güvenlerine layık kullarından eylesin. İnşallah dünyada olduğumuz gibi ahirette de onlarla beraber oluruz.

Mehmet Tekin



__________________



Nur üstüne NUR... Olurmu diye şaşırmayın sakın..ALLAH isteyince ve islam için çalışıp fedâkarlık yapınca oluyormuş demekKİ...

Mühüm olan mevzuu rütbeler ve payeler değil dostluk köprüsünü yıkmadan toplumdaki İnsanlara bir şeyler verebilmektir, verici olunuz, sömürücü değil...


[Üyelik girişi yapmadan linki görüntülüyemezsiniz.Üye iseniz giriş yapınız. ]

Kalender39 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
 

Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2 Şuan Saat 20:56.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 PL2
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386