Doruksat Uyduforum width=  

Geri Git   Doruksat Uyduforum >
--=GÜNLÜK HAYAT & KÜLTÜR - EDEBİYAT - SİNEMA - TARİH=--
> Hayatımızın Güzellikleri > DorukSat Mutfağı
Albümler Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

PROGRAM ARŞİVİ BÖLÜMÜMÜZDE YAYINLANAN PROGRAMLARIN TÜMÜ TANITIM AMAÇLI OLUP FREEWARE YADA PROGRAM SAHİPLERİNİN İNTERNET ÜZERİNDEN YAYINLADIĞI DEMOLARIDIR. BU NEDENLE FORUMUMUZDA SERİAL CRACK VS YASAKTIR. FULL KULLANMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN SATIN ALINIZ !!!

ÖNEMLİ = TÜRKİYE DE BULUNAN ŞİFRELİ DİGİTAL YAYINLARIN İLLEGAL İZLENMESİNE YÖNELİK MESAJ YAZMAK DOSYA YAYINLAMAK VEYA ŞİFRE VERMEK YASAKTIR. AKSİNİ YAPAN ÜYELERİMİZ UYARILACAK VE MESAJI SİLİNECEKTİR !!!



Yanıtla
LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Okunmamış 03-10-2005, 01:33   #1 (permalink)
Katılımcı Üye
 
şeff_ilhan kullanıcısının avatarı
Giriş: 03 Jan 2005
Konum: ist
Yaş: 43
Mesaj: 86
Varsayılan Mantarlar Ve Mantar TÜrlerİ

Makromantar nedir?

Makromantarlar klorofili olmayan, üreme organları ve esas bünyeleri iplik gibi, "hüf" denilen küçük borucuklardan ibaret canlılardır. Belirgin şekilleri ve yaşama modelleri ile bağımsız bir canlı alemidirler. Bu canlılar hem eşeyli hem de eşeysiz olarak, sporlar oluşturarak ürerler. Klorofil ihtiva etmediklerinden, bağımsız olarak şeker, yağ ve nişasta gibi organik maddeler oluşturamazlar. Bu nedenle diğer canlılara ihtiyaç duyarlar. Yani başka canlılardan beslenirler. Bir başka deyişle çürükçül veya asalaktırlar. Mantarın esas bünyesi ince iplik gibi hüfler kitlesidir ki buna misel denir. Bizim toprak üzerinde gördüğümüz ve yararlandığımız kısım, bu misellerin özelleşmesi ile dokunmuş bir eşeyli üreme organıdır.

Yukarıda kısaca tanımladığımız, çayırlarda, yol kenarlarında, ormanlarda, ağaç altlarında hemen hemen hepimizin sadece bir bölümünü (şapkasını) gördüğü ve bildiği makromantarlar; çok değişik renk ve şekillerde, bazılarını yediğimiz, bazılarından zehirlendiğimiz enteresan varlıklardır. Öyle ki, mantarlar alemininin tümünü ele alırsak ,olağanüstü yumuşak ve büyük ölçüde saydam bir vücut yapısına sahip olduklarını ve buna rağmen dev bir sarmaşık gibi onlarca metrelik bir alana yayılabildiklerini görürüz. Ellerinden hiçbir şey kurtulmaz; suyu, toprağı, böceklerin, bitkilerin, memelilerin hatta kuşların dokularını bile istila edebilirler.
Mantarlar alemi aslında çok karmaşıktır. Burada ele aldığımız makromantarlar, Eumycophtya filumu (gerçek mantarlar) sınıfına dahildir. Bundan başka daha birçok mantar sınıfı mevcuttur. Bunlara örnek olarak; bölünen mantar bitkiler, cıvık mantarlar, algsi mantarlar, keseli mantarlar, çomak mantarlar, ikincil mantarlar gibi sınıflar gösterilebilir.
Bizim burada ele aldığımız yenebilir mantarlar, büyük ölçüde sudan oluşan ve aroması nedeniyle bizlere çekici gelen bir besindir. 100 gram pürtüklü mantarın içeriğinde, sadece 5 gram protein, 10 gram karbonhidrat ve sadece 1 gram yağ bulunur. Geri kalanı sudur. Ancak mineral tuzlar açısından oldukça zengindir. Kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir içerir. Mantarlar C vitamini açısından çok fakirdirler. Buna karşılık, B grubu vitaminler, K ve D2 vitamini açısından zengin mantar türleri vardır.

Makromantarların Besin Değerleri

Yenen mantarların et kadar lezzetli olduğu söylenir. Protein yüzdesi açısındanbakıldığında ete ulaşamazlar, ancak eti lezzetli kılan bazı maddeler mantarlarda da vardır.Agaricus bisporus (Çayır mantarı) için lezzeti temin eden maddeler; 3-oktason, benzaldehit oktanol ve zokten-1 gibi maddelerdir.


Doğaldır ki doğada yetişen mantarlar ile kültürü yapılan mantarlar türlere göre değişen oranlarda besin değerlerine sahiptir. Kültür mantarında; %92 su, %3.5 protein, %0.3 yağ, %4.5 karbonhidrat, %1 mineral madde bulunur ve 272 KCal'lik bir enerji değerine sahiptir. Proteinin sindirilme değeri %72-83 arasındadır. Meyve ve sebzelerle kıyaslandığında iyi bir Lisin, Arginin, Histidin ve Threonin kaynağıdır. İnsan için gerekli tüm aminoasitleri içerir.


Yapılan araştırmalara göre mükemmel bir folikasit kaynağı olan Agaricus bisporus mantarı, kandaki şeker seviyesini düşürdüğü ve kolestrolü azalttığı için kalp ve damar hastalıklarında diyet olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir. Mineral madde içeriği açısından da uygun bir besin olduğu ifade edilmektedir.



Makromantarların İnsanlar İçin Önemi nedir?


Bitkiler aleminin Mycophyta bölümünü oluşturan mantarlar olmasaydı belki de yaşayamazdık. Çünkü dünyanın hayat devrinde mantarların çok önemli fonksiyonları vardır. Bizler için, mantarlar aleminin bir kısmını oluşturan makromantarlar denildiğinde, akla ilk önce zehirli mantarlar, daha sonra yenilebilir mantarlar gelir. Onları güncel kılan da bu özellikleridir. Ancak bu varlıkların doğadaki pozisyonları gözönüne alındığında, onları asıl önemli kılan, ölü veya canlı organik maddeleri parçalamaları ve böylece karbon - azot devrinin sürdürülmesinde çok büyük bir rol oynamalarıdır.

Mantarların,zehirlenmelere, cilt ve diğer hastalıklara sebep olarak insana doğrudan zararlı etkileri olabilen bir çok türü vardır. İnsan için faydalı olan bitkiler üzerinde parazit olmalarının sonucu ekonomik kayıplara sebep olmakla dolaylı zararları da vardır. Bazı mantarlar ise insana, mesela mayalama endüstrisinde, çok değerli hizmetler verirler. Ferment denilen bazı maddeler oluşturarak, şekeri alkol ve karbon dioksite dönüştürür, bu mantarlar uzun zamanlardan beri alkollü içkiler üretiminde kullanılmıştır. Mayalanma olayı, bazı bakteriler, maya ve küf mantarları tarafından me dana getirilmektedir. Eskiden, mayalama işlemi tabi yolla gerçekleştiriliyordu. Bugün gelişmiş olan teknikler sayesinde tek bir mikroorganizmanın kültürü yapılabilmektedir ve bunlar kullanılmak suretiyle kaliteli ürünler elde edilmektedir. Görülüyor ki bu endüstri mayalanma oluşturan mantarlara bağlıdır. Bunlar arasında en önemlisi Saccharomyces cerevisiae' dir. Maya mantarları lüzumlu mayalanmayı sağlamak üzere ekmek yapımında da kullanılmaktadır. Maya mantarlarınının başka türleri meyve sularından şarap imalinde, süt endüstrisinde muhtelif süt ürünlerinin üretiminde kullanılır. Bakterilerden başka, bazı peynirlerin olgunlaştırılmasında Penicillium cinsinden küf mantarları önemli rol oynarlar, bu peynirlerde küf mantarı peynirin içinde gelişir ve boz renkli damarlardan ibaret bir ağ teşekkül ettirir. Bazı peynirlerde bu damarlı oluşum yalnız yüzeyi örter. Bununla beraber en büyük keşif, mantarlardan elde edilen bilhassa "penisilin" adı verilen antibiyotiklerdir. Penisilin, Penicillium notatum dan elde edilmiştir, halen bir çok bulaşıcı hastalığın tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır.

Mantarlar tabi çürümede aktif bir rol oynarlar ve bu şekilde insan faaliyetle- rinin bir çok sahasında dolaylı etkide bulunurlar. Organik artıkların çürümesi bakterilerin ve mantarların, bilhassa küçükk mantarların beraber faaliyeti ile gerçekleşmektedir. Mikroskobik olan bu mantarlar toprakta her yerde çok fazla sayıda bulunurlar. Ormandan ve tarladan, hangisinden olursa olsun, her türlü toprak bu canlıların sporları ve hüfleri ile doludur. Toprak mantarları, karbon dioksit depo ederek ve çeşitli kimya olaylarına sebep olarak önemli bir mekanik rol icra ederler. Bunlar bitki kalıntılarının parçalanmasına, gübrelik harcın meydana gelmesine, bazı tarım ürünlerinin muamelesine iştirak ederler. Nihayet su mantarları, kirlenmiş suların yarı temizlenmesinde kısmen yardımcı olurlar.
Böyle iyi yönde ve insan için faydalı tarafları yanında, mantarlar çok tehlikeli düşmanlar da olabilirler ve insanlar bunlara karşı nasıl mücadele edeceğini kestiremez. Mantarlar tarafından sebep olunan zararlar birçok şekilde açıklanabilir, mesela parazit mantarlar ekonomik bakımdan değerli bitkilerde ve hayvanlarda, hatta insanlarda zarar meydana getirirler. İnsan vücudunda mantarların parazit olması, çeşitli deri hastalıklarına ve genel rahatsızlıklara sebep olabilir. Bunlar, eğer sporları kan dolaşımına girerse solunum sistemi ve işitme hastalıklarını tahrik ederler. Böyle hastalıklar hayvan ve insanlarda yaygındır. Bilhassa balıklar su küf mantarlarına hassastırlar, su küfleri bulaşmış oldukları deri dokusuna yerleşir ve tedrici olarak canlıda tamamen yayılır. Böceklere hücum eden diğer küf mantarları da insektisid (böcek ilacı) olarak kullanılabilmektedir.
Mantarların, ekonomik olarak önemli bitkilerde parazit olması ile sebep olunan zarar pek büyüktür, çünkü bunlar verimi azaltır veya belli bazı bölgelerde bazı bitkileri yetiştirmeyi imkansız kılarlar.Bu mantarlar, bitki hastalıkları ile uğraşan Fitopatoloji ilminin konusuna girerler.
Küf mantarları tohumların ve fideciklerin işe yaramaz hale gelmesine yol açarlar, aynı zamanda patates ve asmalarda tehlikeli hastalıklara sebep olurlar. Yanıklık hastalıkları mesela buğdayı ve mısırı tarlada tahrip edebilir. Buğday pası mantarı (kınacık) tarafından buğday üretiminde büyük kayıplara uğranılmaktadır, çeşitli pas mantarları başka bitki türlerine de hücum ederler fakat tabidir ki meydana gelen zarar buğdaydaki kadar ekonomik önemde değildir. Bilhassa külleme hastalıkları önemlidirler; şerbetçi otu, gül, meşe ve asmalar gibi bir çok bitkinin yüzeyinde un gibi, ince bir beyaz tabaka meydana getirerek zarar yaparlar. Meyveler de siyah ve esmer çürüklüğe sebep olan mantarların hücumuna uğrarlar.
Bazı mantar türleri ağaçların iğne yapraklarına zarar verirler ve dökülmelerine sebep olurlar. Claviceps purpurea meşhur bir zararlıdır. Odun tahripçisi mantarlar da tehlikelidir, bunların miseli ağaçların odun dokusuna nüfuz eder ve nihayet onları çürütür ve öldürür. Ağaçlara hücum eden başka türler de vardır, fakat en yaygın olanı bal mantarı (Armillaria mellea), orman ve bahçe ağaçlarını istila eden en zararlı parazitlerden biridir. Çok korkulan diğer bir mantar ev mantarı (Serpula (Merulius) lacrimans) dır, bu mantar binalarda kuru çürüklüğe sebep olur.
Yenen mantarlara gelince, bunlar ağaçlıklarda, kırlarda ve tarlalarda toplanabilirler, ticari olarak yetiştirilebilirler.
Makromantarlar ayrıca yüksek bitkilerin köklerine girmek suretiyle oluşturdukları mikorriza denilen yapı açısından da önemlidirler. Çünkü böyle bir ortaklık kurulduğunda mutallistik bir simbiyoz sözkonusu olur. Yapılan araştırmalara göre mikorrizalı bitkiler; fosfor, kalsiyum ve potasyumu daha fazla miktarlarda alırlar ve bu nedenle de gelişmeleri diğerlerine nazaran daha iyi olur.
Görülüyor ki mantarların önemi insan faaliyetlerinin birçok alanında ortaya çıkmaktadır ve hayal edebildiğimizden daha büyüktür. Her yerde mevcut bulunmalarından ve çok aşırı sayıda olmalarından dolayı mantarlar Dünyanın hayat devrinde önemli rol oynarlar.

Mantarlar Hakkında Yanlış Bilinen Konular

Bir mantarın zehirli ya da zehirsiz olduğuna karar vermek için hiçbir KURAL yoktur... Tek çare her mantarı tek tek tanımaktır. Fakat halk arasında gerçekle ilgisi olmayan birtakım yaygın fikirler vardır ki, insanı kolayca yanıltıp zehirli bir mantarın yenmesine neden olabilir...Mantarlar hakkında, halk arasında yayılmış bu yanlış düşünce ve inanışlar nedeniyle ciddi sonuçlar doğuran zehirlenmeler her yıl tekrarlamaktadır.


şeff_ilhan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
 

Okunmamış 03-10-2005, 01:48   #2 (permalink)
Katılımcı Üye
 
şeff_ilhan kullanıcısının avatarı
Giriş: 03 Jan 2005
Konum: ist
Yaş: 43
Mesaj: 86
Varsayılan YANLIŞ İNANIŞLAR ve DOĞRULARI

"Canlı odunda gelişen mantarlar zehirsiz, ölü odundakiler zehirlidir."

Böyle bir kural yoktur. Her iki çeşit odun üzerinde hem zehirli hem de zehirsiz mantarlar rahatça gelişebilmektedir. Örneğin canlı ağaçlar üzerinde büyüyen mantarlardan istiridye mantarı, bal mantarı, biftek mantarı yenebilir,Ganoderma ve Fomes türleri yenmez.


"Kolayca soyulabilen, pişirilirken gümüş kaşığı karartmayan, çayırlıkta yetişen mantarlar zehirsizdir." Bu inanış doğru değildir. Zehirli mantarlar içinde yukarıda söylenenlere uygun türler bulunmaktadır
"İlkbaharda çıkan mantarlar yenebilir."
Kesinlikle yanlış bir inanıştır. İlkbaharda yetişen ve çok zehirli olan mantar türleri vardır.
"Tuzlu ve sirkeli su ile yıkanırsa mantarın zehiri gider."
Zehirli bir mantar türü herhangi bir muamele ile hiçbir zaman yenebilir hale getirilemez... Özellikle amatoksin içeren mantarların yapısı hiçbir işlem altında bozulmaz ve zehirleyici etkilerini yitirmezler.
"Böcek vs. hayvanların yediği mantarlar zehirsizdir."
Pek doğru değildir. Böcek gibi hayvanlar ile insanların biyolojisi farklı olduğu için, insanı öldüren bir mantar böceklere veya diğer hayvanlara bir şey yapmayabilir. Örneğin insanlar için en tehlikeli bir mantar olan ve zehirlenmelerin neredeyse % 95 inden sorumlu Amanita phalloides (ölüm meleği) mantarını, Amerikan tavşanı (Lepus americanus) severek, bolca yer ve hiçbir zaman zehirlenmez.
"Yüzeyi yapışkan olan mantarlar zehirlidir."
Böyle bir genelleme yapılamaz. Örneğin Çam Kabara Mantarı ve en iyi yemeklik mantarlardan Çörek Mantarı gibi mantarların şapkası yapışkandır.
"Kırıldığı veya ezildiği zaman süt gibi sıvı akıtan mantarlar zehirlidir."
Böyle bir genelleme de yapılamaz. En lezzetli mantarlardan biri olan Kanlıca Mantarı turuncu renkte bir sıvı çıkarır. bunun yanısıra zehirli olup, sıvı çıkarmayan Russula gibi mantar türleri vardır.
"Suda kaynatıldığında mantarın zehiri gider. "
Bazı türler için kısmen doğru olabilir, ancak genelde zehirli bir mantar kaynatmayla zehrinden arındırılamaz.
KUZU MANTARI
Şapka :
Sivrice konik olup, 3-6 cm boy, 2-2.5 cm çapa sahiptir. Boyuna yönde belirgin sıralar halinde görülen paralel sırtlıdır, bunlar enine damarlarla birbirine birleşirler. Renk sarımtrak kahverenginden zeytin yeşili kahverengiye veya koyu kahverengiye kadar değişebilir. Çukur kısımlar genç numunelerde sarımtrak beyazdır, yaşlanma ile açık kahverengi olur. Çıkıntılı kısımlar ise gençken kahverengidir, yaşlanınca koyu kahverengiye dönüşür.
Sap :
Boy şapkanın ki kadar, 3-5 cm olabilir, çapı 1.5-2.5 cm kadardır. İç kısmı etsi kıvamındadır, ortası boşlukludur, bu boşluk şapka içinde de devam eder. Dış kısmı beyazımtrak esmerimtrak renkte olup, pürüzlüdür.
Etli Kısım :
Yumuşaktır, sap ve şapka içindeki boşluluktan dolayı incedir. Normalde açık renkli olup, ezildiğinde veya koparıldığında kırmızımtrak olur.
Spor İzi :
Sarımtrak renktedir.
Yetişme Yeri ve Zamanı :
Kireçli arazilerde, çam meşçereleri altında ve bu ormanların civarındaki çayırlıklarda, çalılıklarda görülür. Çok yaygın olmayan bu mantar, Nisan ve Haziran ayları arasında ortaya çıkar.
KUZU GÖBEĞİ MANTARI
Şapka :
Çok değişken büyüklükte olup, genelllikle 4-8 cm. yükseklikte ve 4-6 cm. çapındadır. Şekil bakımından kabaca yumurta gibidir; düzensiz, boyuna yönde düzgün bir sıra oluşturmayan, yuvarlak, biraz uzunca veya köşeli olabilen oldukça geniş, derin olmayan oyukları vardır, oyukların kenarı dolambaçlı sırtlarla ağ gibi görünür, çukur kısımları kırmızımsı sarı renkte, damar gibi çıkıntılar daha sarımtırak, bazan pembe veya kırmızılı zeytin rengindedir. Şapkanın dip kısmı sapa dik olarak oturur.
Sap :
Boyu 3-6 cm, eni 1-3 cm arasında değişir. Kuvvetli olup silindir şeklindedir. İçi boştur, fakat düzenli bir boşluk göstermeyip, dibinde daha genişler. Dış kısmı buruşuklu ve uzunluğuna oluklu, yukarı tarafında az olarak kepeklidir. Rengi kirli beyaz, sarımtrak, yaşlanma ile kahverengimsidir. Çok gevrek bir yapıdadır.
Etli Kısım :
Mum kıvamında, gevrek ve kırmızımtrak sarı renktedir. Hoş bir tada ve kokuya sahiptir.

Spor İzi :
Koyu krem renklidir.

Yetişme Yeri ve Zamanı :
Toprakta, orman açıklıklarında, yol ve akarsu kenarlarında, bitki örtüsü yanmış arazide ilkbaharda, Mart ve Mayıs ayları arasında görülür. Akçaağaç, Fındık, Kayın, Dişbudak ve Karağaçların altında tek tek bulunur. Çok iyi yenen bir mantardır, yavaş pişirildiği zaman çok lezzetli olur. Pişirilmeden önce çok iyi temizlenmelidir. Bir oturuşta çok fazla yenilmemelidir.

DOMALAN MANTARI

Şapka :
Mantar, küremsi, birazca uzun ve armut veya soğan, patates şeklinde, 3 cm kadar ceviz büyüklüğündedir. Yüzeyi derin, dar oluklu, labirent gibidir. Dış kısmı kösele gibi, esnek ve sarı esmer renktedir. Gençken saman rengindedir, daha sonra esmer ve pas rengine değişir. Yüzeyi ince tüylüdür, bilhassa dibinde, bükülmüş yuvarlak, ince esnek iplikler vardır.
Etli Kısım :
Yarıklı, katı ve başlangıçta beyazımtraktır, daha yaşlandığı zaman zeytin yeşili kahverengi olur ve lapa gibi bir kitle halinde erir. Kuruyunca oldukça serttir ve renk bakımından sarımtraktır.
Koku :
Önceleri zayıftır, daha sonra gübre suyu veya hayvan pisliği gibi fenadır.
Yetişme Yeri ve Zamanı :
Oldukça nadir bulunan bu mantar her yerde yetişebilir. Özellikle kumlu iğne yapraklı ve çam meşçereleri toprağında yapısı toprak içinde olmak üzere gelişir. temmuz-Ekim ayları arasında görülür.
Domalan mantarının bir başka türü de aşağıda resmini gördüğünüz, Rhizopogon rubescens olarak adlandırılan mantardır. Bu mantar da toprak içinde gelişir.
Bu Domalan mantarı türünde; Mantar toprağa tamamen gömülü veya kısmen dışarı çıkmış olabilir. Büyüklüğü 4 x 7 cm kadardır. Düzensiz şekilde küre gibidir. Toprak altında iken genç mantar saf beyazdır, bastırılan kısımları gül rengi ila pembeye döner. Toprak dışına yeni çıkartılanlar önce beyazdır, daha sonra yukarı kısmı zeytin yeşili lekeli sarımtrak, aşağı kısmı beyazımtrak olur, yaşlı nümuneler daha da koyulaşır, kuruyunca kahverengi veya siyah lekeli esmer bir renk alır.

Dış Kısım : Yüzey hemen hemen düzgündür, fakat bazı sırtlar, kanallar ve çöküntüleri vardır. Yarım milimetre kadar kalınlıkta, taze iken saf beyazdır, kesildiği zaman et gibi pembeye veya gül rengine döner. Yapışkan olmayıp, birçok kahverengi kristaller ve sıkı şekilde bir araya gelmiş ipliklerden ibarettir.
İç Kısım : Taze iken saf beyazdır, bastırıldığı zaman pembemsi olur, ancak zaman gelince kesilen kısımlarda pembelik kaybolur ve yaşlı nümuneler kesildiği zaman soluk kahverengileşir, kuruyunca soluk zeytin yeşili rengini alır. Oldukça katı ve dayanıklıdır. Önceleri tadı ve kokusu yoktur. Kurutulanlar da kokusuzdur, kendi kendine yok olmakta olan nümuneler çürümekte olan elma veya çilek gibi güzel bir kokuya sahiptir ki bu durumda mantar böcekler tarafından istila edilmiş

SÜTSÜZ MANTAR
Şapka ve Lameller :
Büyüklüğü 5-15 cm arasında değişir. Topraga yakın büyür ve üzerine yapışık olarak toprak, çayır ve yapraklar bulunur. Yapışkan, huni gibi, ortası çukurdur, kenarı uzun zaman içeri kıvrık kalır. Genç halinde beyazımtıraktır, yaşlanınca sarımtrak esmer lekeli bir hal alır. Lameller çok sayıda olup dar, kalın, kısmen dallanmıştır, sap üzerinde belirgin bir şekilde aşağı devam eder. Gençken beyazımsıdır, bastırılan kısımlar esmerleşir, hafifçe mavi-yeşil renklidir, yaşlanınca kahverengi lekelilik kazanır.
Sap :
Sarımtrak beyazdır, deniz yeşili veya pas gibi lekeleri bulunur, uzunluğu 5 cm kadar olup dipte incedir, şapkaya doğru kalınlaşır. Kokusu belirgin olarak balık gibi, tadı önceleri mülayim, sonra keskin ve acıdır.
Etli Kısım :
Beyaz, gevrek ve oldukça katıdır.

Spor İzi :Parlak beyazdır.

Yetişme Yeri ve Zamanı :
Hem iğne yapraklı hem yayvan yapraklı ağaçlıklarda yaygın ve bol olarak Temmuz ve Ocak ayları arasında gelişir.

KANLICA MANTARI
(Melki mantarı olarak ta adlandırılır)

Şapka :
Büyüklüğü 5-15 cm kadardır. Mantar gençken ortası hafifçe çukurdur, kenarı içeri kıvrıktır, büyüdükçe ortası daha da çukurlaşarak hemen hemen huni şekline döner. Renk turuncudur, açık sarıdan erik sarısına kadar değişir, kenarda 1 milimetre genişlikte halka halinde açık parlak sarıdır ve belirgindir. Genel görünüşle turuncu ve sarıdan ibaret halkalıdır. Yeşil renkleme yoktur.

Lameller :
Başlangıçta kırmızımtırak sarı beyaz, daha sonra açık portakal rengi tonundadır. Sapa doğru kıvrımlı şekil alır, sap üzerinde birazcık devam eder.

Sap :
3-6,5 cm boyunda 0,8-2,5 cm kalınlığında, silindir şeklindedir. Renk bakımından portakal sarısı, dip kısmında kırmızımtırak sarı beyaz, yukarı kısmında şarap kırmızısı turuncudur. Sapın etli kısmı kırmızı-pembedir ve koparıldığında turuncu renkte bir sıvı çıkarır. Gençken içi dolguludur, daha sonra şapkaya kadar olan alt kısımda boşlukludur.
Etli Kısım :
Kırmızımtırak sarı beyaz renkli, meyve kokulu ve yumuşak, sünger gibidir.
Spor İzi :
Parlak kırmızımtırak sarı, tunç rengindedir.
Yetişme Yeri ve Zamanı :
Çam meşçerelerinde ve çam ormanı açıklıklarında, çayırlıklarda, Avrupa'da yapraklı ağaç ormanlarında, ilkbahar ve sonbaharda yağmurlardan sonra görülür. Mantar gençken, kırılıp koparıldığı yerinden portakal renkli bir sıvı çıkarır, bu sıvı hava ile temas edince kırmızı olur, iki saat sonra kırmızımtırak portakal esmeri renk alır ve acıdır. Mantarın tadı acıdır fakat nahoş değildir, lezzetlidir.

TİRMİT MANTARI
Şapka :
5-15 cm kadar büyüklükte, kuru ve et gibidir, hiçbir zaman yapışkan olmaz. Gençken yarım küre şeklinde tümsek olup olgunlaşınca açılır ve derin olmayan huni şekline dönüşür, üst tarafı düzensiz, dalgalı gibi bir hal alır. Kenarı başlangıçta içeri kıvrıktır, daha sonra düzensiz olarak dalgalı olur. Gençken sarımtırak kahverengi olgunlaşınca kırmızımsı kahverengi olan mantarın iki formu vardır : Kırmızı kahverengi tipi iğne yapraklı ağaç ve kayın ormanlarında yosunlar arasında gelişir, ateş sarısı tipi yalnızca kayın ve meşe ormanlarında bulunur.
Lameller :
Gençken sarımsı beyaz turuncu, olgunlaşınca sarı açık kahverengidir, dokunulduğunda kahverengi olur. Bol miktarda beyaz sıvıya sahiptir. Oldukça sık olup sap üzerinde az olarak aşağı devam eder.
Sap :
12 cm kadar uzunlukta ve oldukça kalın, sağlamdır. Mum gibi bir örtüsü vardır. Şapka ile aynı renkte veya birazcık daha açık, şapka tarafındaki birkaç santimetrelik kısımda sarımsı, diğer kısımlarında kırmızımtırak kahverenktedir.
Etli Kısım :
Gençken yumuşak, beyaz, olgunlukta sünger gibi, katı ve açık sarıdır, daha sonra yavaş yavaş kahverengi lekelilik kazanır.
Spor İzi :
Çok açık kırmızımtırak sarıdır.
Yetişme Yeri ve Zamanı :
Temmuz ve Eylül arasında yapraklı ağaç meşçerelerinde bilhassa kayın ormanlarında ve sınırlarında, bazen çam meşçerelerinde gelişir.
Badem gibi latif tadı, balık gibi kokusu vardır. Kolay tanınabilen bir mantardır, bilhassa bol miktarda çıkarılan beyaz sıvısı ile iyi ayırt edilebilir, bu sıvı çok lezzetlidir, renk değiştirmez ve balık kokusundadır. Taze mantar kesildiği zaman bol miktarda beyaz sıvısı akar, halbuki kuru ve yaşlı nümunelerde bu özellik yoktur, yani yaşlı mantar numuneleri beyaz sıvıdan yoksundur. Salamura edilmiş balık gibi olan kokusu, mantar numuneleri öldükçe artar. Yenilebilen iyi bir mantardır, hatta çiğ olarak bile emniyetle yenebilir. Tuzlanıp baharatla muamele edildiği, sıcak yağda kızartıldığı zaman çok lezzetli olur. Kızartılırken lamelleri yukarı gelecek şekilde tavaya konulmalıdır. Çorbalar için de iyidir. Bununla beraber, tadı çok acı olan ve şapkasının ortasında konik bir çıkıntı bulunan Lactarius rufus ile karıştırılmamalıdır, bu mantar zehirli değildir fakat yenmesi lezzet bakımından tavsiye edilmez. Bir lezzet denemesi yapmak üzere latif olduğundan emin olmak için küçük bir parça çiğ olarak tadılabilir.
en uygun malzemedir


şeff_ilhan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 03-10-2005, 01:50   #3 (permalink)
Katılımcı Üye
 
şeff_ilhan kullanıcısının avatarı
Giriş: 03 Jan 2005
Konum: ist
Yaş: 43
Mesaj: 86
Varsayılan

ÇÖREK MANTARI

Şapka :
10-20 cm büyüklükte, bazen biraz daha geniştir. Yarım küre şeklinde, daha sonra tümsek, nihayet yayvandır. İyi pişmiş, kabarmış çöreğe benzer. Kenarı başlangıçta içeri kıvrıktır. Şapkanın zarı düzgün değil, çıplak ve kurudur. Islak olduğu zaman parlar ve hafif yapışkandır. Rengi çok değişken, kestane kahverengisi veya soluk olabilir. Kenarının rengi hafifçe daha açık olur:
Borucuklar : Sıkı bir şekilde yanyana yer alırlar. Sapa boyları kısalarak bağlanırlar, uzun ve incedirler. Önce boz beyaz daha sonra yeşilimsi sarı, zeytin yeşili rengindedir. Şapkadan kolayca ayrılabilirler.
Delikçikler : Küçük ve yuvarlaktır. Önce kirli beyaz, daha sonra sarımtırak, nihayet yeşilimtırak sarıdır.

Sap :
Kuvvetli ve katıdır, Çoğunlukla ortada veya aşağıda şişkindir. Gençken dip tarafında şişkin olup daha sonra kalınlık bakımından muntazam olur. 15-20 cm kadar boyda, 3-4 cm kadar kalınlıkta olabilir. Renk bakımından önce beyaz açık bozdur, sonra esmer kahverengiye döner. Yukarı kısmı, ince, belirsiz beyaz soluk renkli damarlı ağ gibi görünüşe sahiptir, bazan bütün yüzeyi böyledir.
Etli Kısım :
Gençken sert, beyazımtırak, olgun numunelerde yumuşak, sünger gibi sarımtıraktır. Şapkada dış zarın altına gelen kısımda esmerimtıraktır.

Spor İzi :Sarıdır.
Yetişme Yeri ve Zamanı :
azirandan Ağustosa ve Eylülden Kasıma kadar yapraklı ağaçlardan meşe, huş, bilhassa kayın, iğne yapraklılardan çam, bilhassa genç ladin meşçereleri altında ve çevresinde, oldukça asit karakterde topraklarda, ormandaki yol kenarlarında, orman sınırı boyunca, yaprak çürünyüsü üzerinde ekseriyetle çok sayıda bazan tek tek görülür. Hoş kokusu ve fındık gibi, mulayim, hoş ve lezzetli tadı ile yenilebilen en iyi mantarlardan biridir. Kurutularak veya yağ içinde saklanabilir.

KAYPAK MANTARI
Şapka :
Koni şeklinde, yarım küre gibi tümsektir, daha sonra yayvanlaşır. Tutkallı denecek derecede yapıþkan, parlayan bir örtüsü vardır, bu, ince zar halinde kolayca soyulabilir, yağmur ile yıkandığında lifsi ışınsal çizgili-yollu görünüm alır. Renk bakımından kestane renginden koyu morumtrak hahverengiye değişir, nadiren koyu sarıdır. Gençken sapa zar gibi bir örtü ile bağlıdır, bunun kalıntısı önce beyaz sonraları morumsu kahverengi bir yüksük halinde sapın üzerinde kalır.
Borucuklar : Kısadır ve delikçikler yüzeyi olarak sapa geniş oturur. Önceleri yumurta sarısı, daha sonra limon veya zeytin yeşili rengindedir.
Delikçikler : Önce zarımsı beyaz bir deri ile örtülüdür, bu örtü mantar geliştikçe şapkanın kenarından kopar ve delikçikler açığa çıkar: Renk sarıdır ve değişmez, olgun numunelerde sarımtrak zeytin yeşili rengindedir.

Sap :
Gençlikte dibi, yukarısından daha incedir; yaşlanınca silindir şeklini alır; orta derecede kalındır. Gevşek bir yüksüğü vardir, yüksüğün üst tarafı beyazdır, yaşlanma ile aşınıp kaybolur. Yüksüğün yukarısında kalan sap kısmı sarı ve kahverengi tanecikli, aşağısındaki kısmı beyaz veya siyahımsı kahverenklidir.

Etli Kısım :
Beyazımtraktır, sonraları limon sarısı renk alır, dip kısımda pembemsidir, bu renkler değişmez. Sulu ve yumuşak kıvamdadır.

Spor İzi :
Sarımtrak esmer, çamur renklidir.

Yetişme Yeri ve Zamanı :
Hazirandan Ekime kadar iğne yapraklı, bilhassa çam meşçereleri altında ve kenarındaki çayır, yosun ve eğreltiler arasında çok sayıda kümeler halinde görülür. Orta derecede yaygın olan bir mantardır. Etli kısmın kokusu meyveye benzer, lezzeti mulayimdir. Bilhassa genç numuleri yemek için iyidir.

ÖKÜZ MANTARI
Şapka :
4-10 cm büyüklüğündedir. Önce tümsektir, daha sonra yayvanlaşır. Düz ve yapışkandır. Renk bakımından kırmızımtrak kösele gibidir, aşağıdan bakıldığında kenarı beyazdır.
Borucuklar : Sarımtrak yeşildir, daha sonra pas rengine döner, nihayette zeytin yeşili esmer olur. Sap üzerinde az olarak devam eder.
Delikçikler : Geniş ve köşelidir, ışınsal olarak dizilidirler. Herbiri 3-4 adet daha küçük odacığa ayrılmıştır.

Sap :
Önce ve düzgündür, yukarı doğru hafifçe kalınlaşır. Renk bakımından soluk esmerdir. Boyu 5 cm, kalınlığı 1 cm kadardır.

Etli Kısım :
Sarıdan pembemsi kırmızımsıya kadar degişir. Oldukça kuvvetli bir kokusu vardır.
Spor İzi :
Sarı, pembemsi yeşilimsidir.

Yetişme Yeri ve Zamanı :
İğne yapraklı ağaç meşçerelerinde bilhassa çam altında çok sayıda ortaya çıkar. Temmuzdan Kasıma kadar görülebilir. Tadı mulayim, kokusu hoş ve meyvemsi olan bu mantar yeme bakımından gençken iyidir, fakat hemen böcek kurtları ile dolar. Kesildiğinde böcek kurtlarının açtığı oyuklar kolayca görülebilir. Yaz sonları ve sonbaharda ortaya çıkan bu mantar, yapışkan şapkası, sap üzerinde devam eden borucukları, geniş köşeli delikçikleri ile tanınabilir.

MELEZ MANTARIŞapka :
Yarım küre veya çan þeklinde, 5-15 cm büyüklügündedir, daha sonra merkezinde hafif bir kubbe bırakarak yayvanlaşır. Bilhassa rutubetli havalarda yapışkandır. En dış örtüsü kolayca zar gibi soyulabilir. Zar gibi ince bir örtü ile sapa baglanır, bu örtü daha sonra sap üzerinde bir yüksük halinde kalır. Şapka altın rengi, limon rengi, turuncu sarı, turuncu veya turuncu esmerdir.
Borucuklar : Kısa boylu, gençken limon renkli, kükürt renkli, sarıdır, daha sonra zeytin yeşili olur. Delikçik yüzeyi sapa dik, borucuklar geniş olarak baglanır veya sap üzerinde birazcık aşağı devam eder.
Delikçikler : Küçük ve yuvarlak, daha sonra köşelidir. Renk bakımından kükürt rengi sarı, daha sonra zeytin yeşilidir. Yaralanınca kırmızımtrak esmer olur.

Sap :
Çabucak aşınan krem renkli bir Yüksüğü vardır ve beyaz veya sarımtrak örtünün kalıntısı olarak bir bütün halindedir. Boyu uzunca, düzenli kalınlıkta ve dolguludur. Sarıdır, fakat çabucak pas rengine benzeyen esmere döner. 5-10 cm uzunluktadır. Yüksüğün yukarı tarafında kalan kısmı ya kahverengi tanecikli yahut da belli belirsiz ağlı gibidir.

Etli Kısım :
Katı ve altın sarısı rengindedir, yumuşak ve süngerimsi sulu hale gelir, dokunulunca kırmızımtrak kahverengi olur.

Spor İzi :Sarımtraktır.
Yetişme Yeri ve Zamanı :
Haziran ve Kasım ayları arasında teşvik edici şartlar altında melez ve yapraklı agaç meşçerelerinde, hem vadilerde hem de yamaçlarda tek tek ve nadir olarak görülür. Tadı mulayim, ekşi,iyi; kokusu hoş, biraz reçineye benzer. Şapkanın dış derisi soyulmalıdır, çünkü öyle yapışkandır ki dokundugu her şeye yapışır. Bununla beraber, genç numunelerin dış kısmını soymak oldukça zordur, bu sebebten hiç olmazsa silinmelidir. Mantar salamura kurma, çorba ve salça için en uygun malzemedir, yumurta ile de kızartılabilir.


şeff_ilhan Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2 Şuan Saat 14:47.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 PL2
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368