Doruksat Uyduforum width=  

Geri Git   Doruksat Uyduforum >
--=DİNİ VE SOSYAL HAYAT - MUHABBET - İŞ HAYATI=--
> Muhabbet Harici Ciddi Düzeyli Konular > İlginç Bilgiler-Gizli Gerçekler-Garip Olaylar
Albümler Kayıt SSS Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

PROGRAM ARŞİVİ BÖLÜMÜMÜZDE YAYINLANAN PROGRAMLARIN TÜMÜ TANITIM AMAÇLI OLUP FREEWARE YADA PROGRAM SAHİPLERİNİN İNTERNET ÜZERİNDEN YAYINLADIĞI DEMOLARIDIR. BU NEDENLE FORUMUMUZDA SERİAL CRACK VS YASAKTIR. FULL KULLANMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN SATIN ALINIZ !!!

ÖNEMLİ = TÜRKİYE DE BULUNAN ŞİFRELİ DİGİTAL YAYINLARIN İLLEGAL İZLENMESİNE YÖNELİK MESAJ YAZMAK DOSYA YAYINLAMAK VEYA ŞİFRE VERMEK YASAKTIR. AKSİNİ YAPAN ÜYELERİMİZ UYARILACAK VE MESAJI SİLİNECEKTİR !!!



Yanıtla
LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Okunmamış 12-06-2011, 00:59   #1 (permalink)
Banlı Üye
 
Çalı kullanıcısının avatarı
Giriş: 10 Oct 2006
Yaş: 51
Mesaj: 746
Turkey İstanbul'un En Ünlü Dolandırıcıları ve Hikayeleri

Roma`nın dondurması,
İzmir`in kızları ve üç kağıtçıları meşhurdur...
Boğaz Köprüsü`nü satandan tutun da,
kendini polislere emniyet amiri diye yutturana...
Gelin yakın tarihin büyük üçkağıtçılarına selam verelim.

Yaşar Danacıoğlu,
emekli bir Emniyet Amiri...
1949 yılında İstanbul - Bankalar Caddesi`nde yankesici kovalayarak
mesleğe başlamış...

Tarih Vakfı`nın "Bankalar Caddesi Sergisi" kapsamında
bir sohbet toplantısında, adı geçen caddenin kaldırımlarını
az aşındırmamış insanlardan biri sıfatıyla caddenin
"tarihi kişiliklerini" anlattı.
Sayesinde, bir devrin ünlü yankesicilerinin çalışma yöntemleri
hakkında kapsamlı bilgi edindik... Yaşar Bey, ünlü dolandırıcıları
yalnızca "kriminal vak`alar" olarak yansıtmayıp "meziyet" ve
"maharet"leri, kişilik özellikleri ve insani yönleriyle anlatıyordu.
Bu ballı sohbetin bir yerinde söz Sülün Osman`a geldi...
O`nun "öyle abartıldığı kadar büyük bir dolandırıcı olmadığını"
düşünüyordu Yaşar Bey...
Söylediğine göre, Sülün Osman`a atfedilen marifetlerin
çoğu Eyüplü Halit`in tezgâhından çıkma idi...
Ve Halit`in hakkı yeniyordu...
Sözü Yaşar Danacıoğlu`na bırakalım:

"Sülün, çimento dolandırıcısı"
(...) Sülün Osman, ismi kadar büyük bir dolandırıcı olmayıp
basit bir çimento dolandırıcısıdır. O yıllarda çimento kıtlığı vardı.
Sülün,
-- "Ver beş lira, sana bir torba çimento getireyim" der,
parayı alıp sıvışırdı. Hepsi budur...
Sülün`ü o zaman Beyoğlu muhabiri olan Halit Çapın meşhur etti.
Sülün`e Eyüplü Halit`in marifetlerini yükledi. Veya Sülün,
Eyüplü Halit`in marifetlerini kendi marifetiymiş gibi anlatarak
Halit Çapın`ı dolandırdı! Orasını bilemiyorum...

(...) Eyüplü Halit, akla hayale gelmez işler yapmıştır.
Kuleyi, Eminönü`ndeki saat kulesini satan Sülün değil,
Eyüplü Halit`tir...
Bu adam Osmanlı`dan devrolmuş bir dolandırıcı..
Osmanlı`da da sabıkası var. Girit kökenlidir.
Çok güzel Rumca konuşur. Türkçe okuma yazması yok ama
Fransızcası fevkalade... Mesela bakın ne yapıyor:
İstanbul`un işgal altındaki son günlerinde, Türk ordusunun
şehre girmesine üç dört gün kala arkadaşı Arap Abdullah`la birlikte
Feridiye semtinde bir ev kiralayıp "karakol" açıyor!.. Tam bir otorite
boşluğu olduğu için kimse de bunu garipsemiyor. Kendisi "komiser",
Abdullah da "bekçi" rolünde... Eyüplü Halit, Arap Abdullah`ı bölgede
oturan paralı Rumlar`a gönderip "karakola" çağırtıyor. Ve kızgın
komiser rolünde onları sıkıştırıyor:

-- "Masum insanları ihbar edersin ha?..
Göstericem gününü!.."
Arka odayı da "nezarethane" dekorunda düzenlemişler...
Adamları "nezarete" attırıp "bekçi" Arap Abdullah`ı yanlarına
gönderiyor.
Diyor ki orada Abdullah:
- Aslında bakma,
komiser göründüðü kadar hiddetli biri değildir,
hani diyorum şöyle birkaç kuruş sıkıştırsan...
İki üç gün içinde zengin Rumlar`ı bu numarayla soyup soğana
çeviriyorlar. Türk ordusu şehre girmeden bir gün önce bu
"karakol" kendiliğinden kapanıyor!..

Mussolini`yi dolandırdı
(...) Eyüplü Halit, Mussolini`yi bile dolandırmıştır...
1935`te Sultanahmet Cezaevi`nde yatarken koğuşta kasa
hırsızı bir İtalyan var. Bu adamla Rumca anlaşıyorlar...
Halit`in aklına Mussolini`ye mektup yazmak geliyor.
Ve adamın yardımıyla oturup yazıyor:

"Sayın Duçe" diyor, "ben sizi çok seven, fikirlerinizi çok takdir eden
bir Türküm. Sizin savunduğunuz görüşleri Türkiye`de savunduğum için
İstanbul`da hapis yatıyorum. Yardıma muhtacım..."
Para istiyor Duçe`den...
El altından postaya verdiği mektup gidiyor, 15 gün sonra Roma`da
Mussolini`yi buluyor.. Bir 10 gün kadar sonra da İtalyan Başkonsolos
elinde valizle Vali Bey`e geliyor!.. Diyor ki:
-- "Ben Sultanahmat Cezaevi`nde filan şahsı ziyaret edeceğim...
Şaşırıyor bizimkiler. Nerden çıktı şimdi bu? Çünkü o tarihte
Mussolini bizden Antalya`yı istiyor. Adamlarla gerginiz. Vali Bey,
-- "Kimdir bu Halit Keskiner? Araştırın" diye savcıya intikal
ettiriyor durumu.. Bir bakıyorlar ki, bu meşhur sahtekar
Eyüplü Halit!..
-- "Bu adam dolandırıcıdır, Sayın Duçe`yle ne ilgisi olabilir?" filan
diyorlar ama konsolos dinlemiyor.
-- "Olsun" diyor,
"ben göreceğim..."

Sultanahmet`e gidiyorlar. Savcı adamın yanında soruyor Halit`e ,
-- "Oğlum senin Mussolini`yle ne alakan var?"
Halit boynunu eğiyor:
-- "Efendim" diyor, "param yoktu, o yüzden bu yola başvurdum..."
Konsolos yanında yüklüce bir para getirmiş.
Durum anlaşılınca teslim etmeden geri dönüyor tabii...

"Beni bile dolandırdı"
(...) Halit, bir aralar yine aranıyordu. Bir gün ben belediye otobüsündeyim. Camdan dışarıyı seyrediyorum... Unkapanı Köprüsü çıkışında bir de ne görsem.. Bizimki sallana sallana gidiyor.. Şoförden rica ettim, aman durdur arabayı, aranan bir adam var, diye... Koştum yakaladım. İnanır mısınız beni bile tavladı. Elli dereden su getirdi, "Abi" dedi, "Sen müsterih ol, ben kendi ayağımla gelirim, yakalayıp götürmenize gerek yok" filan... Aranma sebebi de basit bir şey... Hadi dedim, kaybol... Bıraktım...


Bankalar Caddesi hikayeleri
(...) Başkasının "cebinden" geçinme huyundaki yankesici, paralı yerde dolaşır Bankalar Caddesi de o devirde paranın merkezi.. Yankesiciden, dolandırıcıdan geçilmiyor. Kimin cebine el atsan para var çünkü.. Dolayısıyla çok güzel polis hikayeleri yaşanmıştır burada.. Onlardan biri de Tünel`in yeni açıldığı günlerden.. O zamanlar hac yolculuğu, yelkenli veya buharlı gemilerle yapılıyor. Toplanma yeri: Galata - Eminönü çevresi... Birtakım kurnaz dolandırıcılar bölgeyi mekân tutmuş, Anadolu`dan gelme saf ve paralı hacı arıyorlar..

Sülün Osman


Bulduklarında da bunları Tünel kapısına götürüp "Bak hemşerim" diyorlar, "Padişahımız bir tünel açtırdı. Kestirmeden Mekke`ye çıkıyor!" Bilet ücreti diye adamın parasını alıyor, Tünel`e bindirip uğurladıktan sonra toz oluyorlar...

(...) Aynı bölgede Mümtaz Tarhan`ın belediye başkanlığına geldiği ilk günler... Ben de orada başkomserim... Mümtaz Bey zabıtaya "Yere sigara izmariti atanlardan, tükürenlerden ceza alacaksınız" diye genelge yollamış.. Tam o ara bir "tükürük müfettişi" peydah oldu.. Bu uyanık, Mümtaz Bey`in talimatını fırsat bilip işe koyulmuş!.. Gayet şık, gang giyinmiş, şapkalı, kovboy gömlekli, boylu poslu bir adam.. Caddede dolaşıp yere tükürenleri, izmarit atanları çeviriyor, ceza kesiyor!
"Gel bakayım buraya! Niye tükürdün?.."
"Abi, nereden çıktı şimdi bu?"
Bizimki hemen bir makbuz çıkarıyor:
"Ver bak`im 5 lira!.. Bak, çok konuşursam 10 lira yaparım cezanı!"
"Pek abi, buyur abi!.."
Adamın ünü Mümtaz Bey`in kulağına kadar gitmiş; "Bu herifi yakalayıp getireceksiniz!" diye emir geldi bize.. Caddede yankesici kovalayan sekiz tane dedektifim vardı. Hepsini topladım, "Yankesicileri bırakın!" dedim, "caddede bir aşağı bir yukarı tükürerek dolaşacak, bu herifi yakalayacaksınız!"
Çocukların boğazları kurudu tükürmekten.. Birkaç ay peşinden koştular. En nihayet bir arkadaşımız adamı yakaladı da rahat nefes aldık...

Jilet operatörleri
(...) Bu kabil sanat erbabı (yankesiciler), hep kendisinin en iyi olduğunu söyler. Ama polisin karşısına geçince de "Yok abi" derler, "biz anlamayız bu işten!.."
Yankesicilikte en zor yöntem jilet kullanımıdır. O yıllarda Türkiye genelinde 3 bin sabıkalı yankesici arasında 8 - 10 tane jilet kullanan vardı. En ustaları da bunlardı. Yani jilet operatörleri... Bunlar jileti iki metal para arasında birkaç parçaya kırar, tırnak ucu büyüklüğünde bir parçasını alıp geri kalanını atar. Polis yakalarsa diğer parçalar üzerinden çıkmasın diye...
Bu adamlar mesela tramvayda sırtlarını dönerek yanaşırlar mağdura... Sağ eliyle arkasındaki kurbanın ceketini açar (ya da yanında bir arkadaşı olur, o açar) Ceket açılınca parmak arasına sıkıştırdığı jileti, iç cebin altına vurur. Vurduğu anda cüzdan düşer. Tramvayın gürültüsünde o ses duyulmaz bile... Sonra cüzdanı usulca eğilip alır ve sıvışır...

Yeğenin yaptığı
Söz jilet kullanımından açılmışken başımdan geçen ilginç bir olayı anlatayım:
Bir gün yine karakolda nöbetteyim. İki yaşlı hanım ve yanlarında genç bir delikanlı çıkıp geldi. Hanımlar kardeşmiş... Çocuk da hanımlardan birinin oğlu... Panik haldeler.. Paramız çalındı diye feryat ediyorlar... Meğer yarım saat önce ev satışı yapmış, parayı da teslim almışlar.. Karşı yakaya geçene kadar taşıması için para zarfını delikanlıya vermişler. Oğlan da iç cebine koymuş.. Tramvayda hep birlikte yol alırken jilet atılmak suretiyle parayı götürmüşler... Üçü de feryat figan...
Jiletlenen cekete şöyle bir baktım... Allah allah.. Bu işte bir gariplik var! İşin raconuna göre iç tarafa, astar kısmına jilet atılır. Halbuki oğlanın ceketi dıştan jiletlenmiş, pabuç gibi açılmış... Çaktırmadan çocuğun parmak uçlarına baktım.. Jiletle oynayan kişinin parmaklarında mutlaka iz kalır. Oğlanda da belirgin jilet izleri var...
"Gel bak`im sen şöyle, biraz konuşalım!" deyip arka tarafa götürdüm.
"Konuş bakalım! Para nerde?.." diye gürlemem yetti;
"Abi affet, şeytana uydum!" deyip arka cepten zarfı çıkardı...
Götürdüm, kadıncağızlara verdim... Şok oldular tabii.. Düşünebiliyor musunuz, biz işe uyanmamış olsak, oğlan "Yankesici kaptı" numarasıyla teyzesinin parasını götürecek!..

"Mesele, ıslah edebilmek"
(...) Bakın, bazıları zorluktan yankesici olur, yaşamak için... Bu tipler işi yaparken bile pişmandır... "Abi bıktım bu işten, polis her dakka gelip kapımı çaldığında çoluk çocuğa ne diyeceğimi şaşırıyorum. Bir iş bulun n`olur!" diye yakınan çok olmuştur içlerinde... Bunlara iş bulmaya gayret ederdim... Amaç muzır ordusundan kurtarıp almak... Çünkü benim asıl işim o... Bir yankesiciyi hapishaneye sokmadan ıslah ettirebilirsem ne mutlu bana. Hapishaneleri doldurmak başarı değil ki... Mesele caydırabilmek...

Mesela Bobi Sabri... Veya Kabagöt Kazım... Uzun yıllar bu işin peşinden koşmuş ama usanmışlardı... Taksim durağına kahya yaptım onları.. Karaköy Palace`ın köşesindeki durağa, sonra Florya`daki durağa bir sürü eski yankesici soktum. Hem ekmek parası kazanıyor, hem de bize yardımcı oluyorlardı. Arkalarında da bir sivil polis olurdu. "Taksiiiim" diye bağırırken çaktırmadan arkaya döner, "Kahverengi gömlekli yankesici abi!" diye tüyo verirdi bizimkilere...



Bu mesaj en son " 12-06-2011 " tarihinde saat 01:05 itibariyle Çalı tarafından düzenlenmiştir....
Çalı Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Sponsored Links
 

Okunmamış 12-06-2011, 13:18   #2 (permalink)
ÜSTAD-I AZAM
 
GrandmasteR kullanıcısının avatarı
Giriş: 02 Oct 2006
Yaş: 55
Mesaj: 838
Varsayılan

bu anadolunun bu tür insanları bitmez,eskilerle anılır,yenileri eklenir parsadan gibi


GrandmasteR Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 12-06-2011, 23:54   #3 (permalink)
Administrator
 
Kalender39 kullanıcısının avatarı
Giriş: 06 May 2009
Yaş: 44
Mesaj: 11,236
Talking

Parsadan - sülün Osman V..s v..s hee bide Ulaş var sen iyi tanırsın be uşşağum, benim tanıdığım gezegenin en 3 kağıtçı ! adamıdur...


__________________


Mühüm olan mevzuu rütbeler ve payeler değil dostluk köprüsünü yıkmadan toplumdaki İnsanlara bir şeyler verebilmektir, verici olunuz, sömürücü değil...


[Üyelik girişi yapmadan linki görüntülüyemezsiniz.Üye iseniz giriş yapınız. ]

Kalender39 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 13-06-2011, 00:17   #4 (permalink)
ÜSTAD-I AZAM
 
GrandmasteR kullanıcısının avatarı
Giriş: 02 Oct 2006
Yaş: 55
Mesaj: 838
Varsayılan

aynen kalenderim aynen ayak üstü bin film çeviren bir adam o zat


GrandmasteR Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Okunmamış 13-06-2011, 01:59   #5 (permalink)
Administrator
 
Kalender39 kullanıcısının avatarı
Giriş: 06 May 2009
Yaş: 44
Mesaj: 11,236
Varsayılan

Dostum gıyabta konuşmayı sevmem amma... biz bunları yazarken gelir okur bide sırtına dokunur ruhun bile duymaz... O derece 1001 surat anla daa....


__________________


Mühüm olan mevzuu rütbeler ve payeler değil dostluk köprüsünü yıkmadan toplumdaki İnsanlara bir şeyler verebilmektir, verici olunuz, sömürücü değil...


[Üyelik girişi yapmadan linki görüntülüyemezsiniz.Üye iseniz giriş yapınız. ]

Kalender39 Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla

Sponsored Links
Yanıtla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2 Şuan Saat 18:41.


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.2 PL2
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368